Kerem Görkem ve Hüsnü Arkan'dan Seçmeler
Kerem Görkem ve Hüsnü Arkan'dan Seçmeler
Fiyat: 122.00 TL 73.20 TL
Kategori: Türk Edebiyatı
Marka: Sia Kitap
Kitap Kodu: SIA20112021004
Stok Durumu: Stokta Var
Yazar: Kolektif
ISBN: 201.120.21000.0.4
Sayfa Sayısı: 944
Miktar:- +  
Bu kitap hakkında soru sorulmadı.

Soru Sorun

Adınız:
E-posta Adresiniz:


Sorunuz: Not: HTML'e dönüştürülmez!

Aile Fotoğrafı
Yazar:     Kerem Görkem    
ISBN:     978-625-7266-50-5    
Sayfa Sayısı:     120
“Kerem Görkem, azaltmaktan korkmayan bir yazar.”

Yekta Kopan

“Bir fotoğraf bir sır hakkındaki bir sırdır. Size ne kadar çok şey anlatırsa o kadar az şey bilirsiniz.”

Diane Arbus

“Hayatın içindeki incinmelerimizi, o anların bizde bıraktığı burukluğu sessizce, okurunu yaralamadan anlatır Kerem.”

Müge İplikçi

Kerem Görkem, daha bu ilk romanında olgun bir anlatımla çıkıyor okur karşısına. Bir ailenin dağılmasını, savrulmasını, kopmaları her birinin gözünden, farklı pencerelerden anlatırken, okuru roman kişilerinin dünyasına sokmayı, yalnızlıklarıyla tanıştırmayı, insana dair düşündürmeyi başarıyor. Bulduğu bir aile fotoğrafına sıkı sıkıya bağlanan bir çocuğun, mutsuz bir annenin, kendi dünyasında yaşayan bir abinin ve hayatını savrukça yaşayan bir babanın portrelerini ustalıkla çizerken edebiyatımızda iz bırakacak bir yazar olacağının işaretlerini veriyor.

Gidemeyenler
Yazar:     Kerem Görkem    
ISBN:     978-625-7266-14-7    
Sayfa Sayısı:     136
İletişim Fakültesi’nin genç asistanı Aksel, geçmişinden, bugününden, hatta yarınından kaçmak isterken bir yandan da hayattaki yerini yadırgar, ideallerini sorgular. Yurt dışından beklediği olanağın sağlanması bir çözüm olacak mıdır, yoksa insan bulunduğu yerden uzaklaşsa da hayatını birlikte mi götürür? Aksel’e göre yalnızca kendinin değil, büyük savaşların, yeri doldurulamaz kayıpların ve dünyayı dönüştüren icatların ortaya çıktığı yirminci yüzyıla ucundan yetişen bir kuşağın derdidir bu: Arafta kalmak, okula hapsolmak, naylon unvanlar ve sanal şöhretlerle avunmak. Ve belki de en önemlisi: Kendini bulmak, tamamlanmak. Genç romancı Kerem Görkem, üçüncü romanında, Y kuşağının iç dünyasına eğiliyor.

“Neslim de arafta değilmiş demek, çünkü araf zaten bizmişiz! Peki ya kapı, diye sordum kendime ve uzun uzun düşündüm. Araf, kapısı olan bir sur ve o sur da bizden yapılmışsa, iki tarafa da açılan o kapı neremizde? Aramızdaki en zalime, en heybetliye ve en yenilmeze bile hayatta olduğunu hatırlatan geçit bizim neremizde? Beynimizde mi, kalbimizde mi, yoksa birlikte büyüttüğü umudunda mı büyük insanlığın?”

Nasreddin
Yazar:     Hüsnü Arkan    
ISBN:     978-625-44404-1-0    
Sayfa Sayısı:     232
“Hâce’nin evi Akşar’ın en güzel evi değildi. Gençliğinde Hayranî Hazretleri’nin yardımıyla yerleşmişti bu eve. Bir dönümlük arsanın intifa hakkı kudretlilerden bir müride Konya sarayından bağışlanmıştı. Üstünde derme çatma tek göz bir virane vardı ki çilehanelerin ocaksız, penceresiz köhneliğinden hallice değildi. “Bunu senin mülkün edelim, bedelini peyderpey ödersin,” dediydi Hayranî Hazretleri.

Hâce bu öneriyi bir hafta kadar gönül terazisinde tartmış, bin bir tasayla uyuyup, karabasanlarla uyanıp dilini olmaz demeye alıştırmaya çalışmıştı. O vakitler, dünyanın düzeni şimdiki gibi değildi. Birtakım adamlar vardı ki inayet şeyhten de gelse acaba kabul etmekte bir beis var mıdır diye yeis yeis düşünüp kavis kavis dertlenirlerdi.”

Hüsnü Arkan, bu yeni romanıyla okurunu farklı bir dünyaya, Anadolu’ya, birkaç yüzyıl öncesinin Akşar’ına,  şimdiki adıyla Akşehir’ine götürüyor.

Selçuklularla Moğolların cirit attığı topraklardaki kanlı mücadelelere, el değiştiren kentlere, aşklara ve ihanetlere, esirlere ve cinayetlere, kısacası o dönemin insan hikâyelerine o günlerin diliyle, o günlerin bakış açısıyla hem maceralı hem eğlenceli bir pencere açıyor. Romanın başkişisi Hâce ise hiçbirimize yabancı değil;

Hâce, diğer adıyla Nasreddin Hoca.

Gülhisarlı Terziler
Yazar:     Hüsnü Arkan    
ISBN:     978-625-7266-68-0    
Sayfa Sayısı:     192
“Başlangıçta her şey çok iyiydi. Günnur Hanım yaşadığı şeyin aşk olduğunu sanıyordu. Daha önce hiç âşık olmamıştı, yalnızca kendini sevmişti. On yedi yaşındayken gülüşünü beğendiği uzun boylu çocuğun adını öğrenme zahmetine bile katlanmamıştı. O zamanlar, dünyanın yakışıklı ve mükemmel erkeklerle dolu olduğuna inanıyordu. Görüşseler, tanışsalar hemen kendisine âşık olurlardı. Sonsuza dek böyle olacaktı; rengârenk bir çiçek ve o çiçeğin çevresinde dönüp duran yüzlerce kelebek.

Celal Karanlık’la karşılaşmasa, bu rüyanın içinde ömür boyu yaşayabilirdi. Bir kırk yıl daha kendini sevebilir, gerçeğe meydan okuyabilirdi.

Ama olmadı. Celal Karanlık çıkıp geldi.”

Hüsnü Arkan, Mino’nun Siyah Gülü’nde olduğu gibi yine Ege’nin bir kasabasına götürüyor bizi. Küçük dünyalarında yaşayan insanlarla, mutlu-mutsuz kasabalılarla, 20. yüzyılın başlarından sonlarına uzanan bir zaman diliminde Gülhisar üzerinden bir dönemin Türkiye’siyle tanıştırıyor. Müşteri gelmeyen bir otel romanın dekorunu oluşturuyor. Üç kuşak terzileriyle, Doğu’da sakatlanıp tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Ayhan’la, teyzesi, sevip sevmediği belli olmayan sevgilisi ve Nedim Usta’sıyla, karanlık işlere karışan Celal Karanlık’ıyla Gülhisar insanları da Gülhisar’ın kendisi de ete kemiğe bürünüyor bu usta işi romanda.

Mino’nun Siyah Gülü
Yazar:     Hüsnü Arkan    
ISBN:     978-625-726-6-3-07    
Sayfa Sayısı:     264
“...Hayal kırıklığı insanı öldürmüyor, yengecim! Yalnızca, yaşama azmimiz bir parça eksiliyor; başka bir şey olmuyor... Bir defa daha ayağa kalkana kadar, eskisi gibi gülmeye başlayana kadar, günlük işlerin hengâmesine tekrar dönene kadar, bir vakit bocalıyoruz. Sonra yara izi gibi bir şey kalıyor... Zamanla kabuk bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor; kaşıyorsun... İnsanın, diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklamamayı öğreniyorsun.”

Mino’nun Siyah Gülü, bir dönem romanı. 12 Eylül darbesinin fonunda yasak bir aşkı anlatırken o çalkantılı dönemin etkilediği insanların hikâyelerine farklı pencereler açıyor.

Sosyalist devrim mücadelesinin öncü isimlerinden olan ve idama gönderilen gençlerin acıları romandaki çeşitli karakterler üzerinden hatırlatılıyor; İzmir’in bir kasabasında, bir bağ evinde yaşayan, insanlardan uzakta hayatını resim yaparak dolduran Münevver’in yasak aşkının hüzünlü hikâyesinde bir ailenin üç kadını birleşiyor. Hüsnü Arkan sakin sesiyle, slogan atmadan, kışkırtmadan yakın tarihimizin acı olaylarını bir grup insanın hikâyesine katıyor, yalın ve inandırıcı anlatımı romanın sahiciliğini pekiştiriyor.

Hüsnü Arkan, müziğiyle olduğu kadar romancılığıyla da unutulmazlar arasında.

 

Yorum Yapın

Adınız:


Yorumunuz: Not: HTML'e dönüştürülmez!

Oylama: Kötü            İyi